Liverpool etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Liverpool etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2011 Salı

1970'lerde "You'll Never Walk Alone"

Gollerden sonraki yıkılmaya, tezahüratın güzelliğine gelin. Tam 41 sene öncesi, Türkiye'de milletin tezahürat yapmaya başlamadığı zamanlarda adamlarda ne tribün varmış arkadaş.



İlk golün ortasını yapan yapan Heighway (Steve Heighway on the wing...), golü atanı çıkarttınız mı spikerden ?

Yürü "Kid", Adamın Asabını Bozma

Selim söylemiş ama az bile demiş. Oldu mu be El Nino, yakıştı mı? Sen değil miydinAtletico'dayken kaptanlık pazubandının içine Liverpool aşkını yazdıran, sen değil miydin hayalini yaşadığını, bu kulüpte kahraman olmak istediğini söyleyen. 3,5 sene miymiş yani Liverpool aşkın? Başarısız olunca gitmek miymiş herşeyden önce taraftarlık? Yani aslında ne Liverpool taraftarıyım Selim gibi, ne de Torres'e özel bir sevgim ve ilgim var. Ama kendini, sözünü, karakterini paraya satana hiç bir noktada tahammül edemiyorum. Selim büyüklük etmiş, ama ben gollerini de izlemem artık. Bir David N'gog'dan kıymetsizsin benim gözümde. Hadi yolun açık olsun. Ama blogun yolları sana tamamen kapalı. (Fare dağa küsmüş...)

Hem zaten o mavi forma da buna yakışmaz ki. Olmaz yani. Taş yerinde ağır diye bir laf var arkadaş. Al işte yakışmamış.


Bu arada Dalglish'e helal olsun. Efsane olmak neymiş gösterdi Torres'e. Kulüpten başarısızlık, kupasızlık ve para için ayrılacak olana ihtiyacının olmadığını, kim olursa olsun Liverpool'un böyle tavırlara tahammülü olamayacak kadar büyük bir kulüp olduğunu daha güzel anlatamazdı herhalde. "Ya ben gidiceeem" diye ağlayana yüz vermediği gibi aha kapı orada dedi. İnşallah anlamıştır dingil.

31 Ocak 2011 Pazartesi

Adios 'Nando

Liverpool'dan bahsederken, Gerrard ve Torres'in dışında "şu takımda olmasa eksikliği hissedilir" diyebileceğimiz bir oyuncu yok demiştik. Tam Luis Suarez geldi, ilerde bu ikili can yakar diye düşünürken bugün Liverpool resmi sitesine düşen haber evlere ateş düşürdü. Klüp, Chelsea'nin önderdiği bonservis bedelini kabul etti. Başka bir deyişle, Torres artık mavilerden.

Çok uzun zamandır huzursuz olduğu belliydi. Bana gerçekten çok garip geliyor, Liverpool'da oynayan bir oyuncu daha ne isteyebilir ki? Liverpool ya, tarih desen tarih, şehir desen şehir, stad desen stad, taraftar desen taraftar, say say bitmiyor güzellikleri. Daha başarılı bir takıma mı gitmek istiyorsun, o zaman evvela oynadığın formanın hakkını sonuna kadar vereceksin. Premier Lig şampiyonluğu mu görmek istiyorsun, o zaman evvela neredeyse 20 yıldır şampiyonluk hasreti çeken camiana o zevki yaşatmak için elinden geleni yapacaksın. Torres malesef uzun zamandır bunu yapmıyordu.

Yine de (saçları sarı olduğu için olabilir) benim o kıpkırmızı Liverpool formasına en çok yakıştırdığım adamlardan birisiydi. Suarez gelince belki forma rekabeti falan derken kendine gelir, eski Torres olur diye içimden geçiriyordum ama olmadı işte.

Atletico Madrid, Liverpool, İspanya; Torres'i hep sempati duyduğum ve rekabetlerinde tercih ettiğim takımlarda izledim. Malesef artık desteğimi kaybettin Fernando, üzgünüm. Yine de yolun açık olsun, güzel goller atarsan açar izlerim falan ama daha fazlasını bekleme. Resul de aynı fikirdedir diye düşünüyorum. Blogun yolları artık sana kapalı.


Abla kendini kesmiş diyorlar...

21 Ocak 2011 Cuma

Ne olacak bu Liverpool'un hali

Niye bilmiyorum ama şu ana kadar Liverpool'la ilgili yazmaya fırsat gelmedi blogda, halbuki gönlümüzde yeri büyüktür. Bu yıl Galatasaray kadar Liverpool'un da bizi kahretmesiyle alakalı olabilir tabi ki, yine de yazmamız gerekiyordu ayıp ettik. Neyse telafi ederiz bir şekilde.

Herkesin malumu üzerine sezonun başında Benitez'le yollar ayrıldı ve geçtiğimiz sezon Fulham'a UEFA'da final oynatan Roy Hodgson takımın başına getirildi. Aslında ben bu değişimin Liverpool'a yarayacağına inanıyordum, çünkü ne Benitez Valencia ve Liverpool'daki ilk sezonlarında harikalar yaratan eski Benitez'di, ne de 3 sezonda iki kez CL finali oynayan Liverpool eski Liverpool'du. Bir şeyler ters gidiyordu, ve bir yerde duruma el koymak gerekiyordu.

Roy Hodgson ise oldukça formda geldi Liverpool'a. Fulham gibi İngiltere'nin sıradan sayılabilecek bir takımına (üstelik destansı maçlar sonunda, özellikle Juventus eşleşmesi) final oynatma başarısını göstermiş ve İngiltere'de yılın menajeri ödülünü almıştı. Taraftarı ve takımı yıllardır başarıya aç, dev bir camianın başına gelmek kolay değildi belki ama üstesinden gelebilecek yetenekte görüyordum Hodgson'u, ama olmadı, ve ocak başında yerine en azından sezon sonuna kadar görevi idare etmesi için klübün efsane ismi Kenny Dalglish getirildi.

Ben açıkçası Dalglish'in de pek şansı olduğunu düşünmüyorum, çünkü Hodgson'un başarısız olma sebepleri şu anda değişmiş değil. Liverpool'un en büyük problemi, kadrosunun İngiltere ortalamasına göre çok sıradan kalıyor olması. Gerrard büyük bir kaptan ve inanılmaz bir futbolcu evet ama tek bir futbolcuya bütün takımın bel bağlaması formülü takımı bir yere kadar götürebiliyor. Torres de malesef kesinlikle eski Torres değil, sadece gününde olduğu zaman oynuyor. Torres, Gerrard ve Carragher'ı çıkarttığın zaman şu futbolcu olmasa Liverpool çok şey kaybeder diyebileceğimiz bir tane bile futbolcu göremiyorum ben, tabi bunun tersi olarak bu futbolcuların varlığı takıma yeterli ve gerekli katkıyı yapamıyor. Ciddi bir kadro revizyonu şart Liverpool'da. Bunun yanında bu gibi durumlarda her zaman için hoca değişikliği takımlara itici bir güç olur, evet henüz konuşmak için erken belki ama Dalglish'in takımın başında çıktığı 3 maçta alınan 2 mağlubiyet ve 1 beraberlik var, üstelik son iki maçta öne geçmesine rağmen üstünlüğünü koruyamadı Liverpool. Belki futbolcuların Dalglish'e olan saygısıyla falan bu sezonu iyi kötü idare edip bir Uefa kontenjanı kapabilir Liverpool ama takım bu şekilde giderse gruptan bile çıkması zor.

Yine de gönlümüzden bir mucize geçiyor tabi. Dalglish'in futbol bilgisi, tecrübesi ve taraftarın ona olan sevgisi, saygısı tartışılmaz. Neredeyse yapılan bütün taraftar anketlerinde Kenny Dalglish (King Kenny) Liverpool tarihinin en başarılı ve en sevilen futbolcusu çıkıyor (Gerrard da genelde ikinci oluyor). 10 senedir bir takım çalıştırmamasına rağmen Liverpool'un her maçını Anfield'ın "numaralı"ya tekabul eden Main Stand'deki koltuğunda izliyor, ve Liverpool'u yakından takip ediyordu. Mutlaka kendine bir reçetesi vardır, bize de bekleyip görmek düşüyor.

Liverpool tribünlerinin "You'll never walk alone" ile beraber en sevdikleri ikinci tezahürat olan "The fields of Anfield road" un nakaratıyla bitirelim.


All round the fields of Anfield Road
Where once we watched the King Kenny play (and boy he played!)
Stevie Heighway on the wing,
We had dreams and songs to sing
'Bout the glory, round the Fields of Anfield Road