Yunanistan gezisiyle ilgili kısa kısa notları da bir derleyip toplayayım dedim, gitmek isteyenler için yol gösterici olur hem.
- Yunan alfabesi ilk bakışta karmaşık gözükse de mühendislik okuyanlar için çözmesi gayet kolay bir alfabe. Mühendislikte (bilhassa inşaatta) sık sık kullandığımız ve söylenişleri Ro, Alfa, Sigma, Beta, Mü, Nü, Lamda, Delta, Kappa, Pi, To, Gama, Omega, Theta, Epsilon (liste daha gider) olan semboller, isimlerini söylerken kullandığımız ilk harfe tekabul ediyor. Yani Ro'nun sembolü (p'ye benzer) Yunan alfabesinde R harfi, Delta'nın sembolü olan üçgen D harfi, ters bir y'yi andıran Lamda sembolü L harfi, vs diye gidiyor. Başka bir deyişle adamlar bütün alfabelerini matematiğin ve mühendisliğin içine sokmayı başarmışlar, helal olsun demek lazım. Mühendislikte bağ kuramadığım harfler de var, Y diye yazdıkları şeyi "U" diye okuyorlar. Mesela Türkiye büyük harfle TOYPKIA (Tourkia) diye yazılıyor. H diye yazdıklarını da "İ" diye okuyorlar. Normal İ de var ama, H'la farkını çözemedim. Kelime başında, ortasında ve sonuna olmak üzere üç ayrı Sigma var. Kelime başındaysa matematikteki toplama sembolü gibi, ortasındaysa inşaat mühendisliğinde kullandığımız gerilme sembolü gibi, kelime sonundaysa ise ç gibi bir şey yapıyorlar diyerek iyice kafa karıştırayım.
- Atina'ya hiç gitmedim ama Selanik ve Kavala gerçekten çok güzel şehirler. Selanik için kafadan iki günü, Kavala için bir yarım günü gözden çıkartmak lazım. Bilhassa Selanik sahil şeridi İzmir'deki Kordonboyu'nun aynısı. Gidişte ve dönüşte otobüsümüz İskeçe (Xhanti), Gümülcine (Komotini) ve Dedeağaç (Alexandrapoulos)'a uğradı, buralar da görüntü itibariyle güzel şehirlere benziyorlar, gidip görürsek daha detaylı yazabiliriz. Adaları falan da hesaba katarsak özetle güzel ve gidilip görülünesi bir ülke Yunanistan.
- Yunanistan halkında mutlaka bizde olduğu gibi bir insanı sırf başka bir ülkede doğduğu için sevmeyecek olan sağlam bir kitle vardır. Hatta bizdekinden daha fazla olabilir, neticede adamları yüzyıllar boyu yaşadıkları topraklar ve şehirlerden yollamışız resmen. İstanbul gibi yeri ben kaybetsem kırmızıyla beyazı yanyana görmeye tahammülüm olmazdı heralde. Buna rağmen en azından benim tanışıp muhabbet ettiğim ve Türk olduğumu söylediğim herkes bana inanılmaz bir samimiyet ve sıcaklık içerisinde davrandı. Bilhassa yaşlı insanların, Türk olduğunuzu duyunca yüzlerinde oluşan ifade çok şeyi anlatıyor. Özlem, hüzün, mutluluk, ne ararsanız var.
- Yunan kızları malesef Türk kızlarına göre güzellikte bir adım öndeler. Türkiye'de çana CC verirsek, Yunanistan'da (en azından Selanik'te) çana BB düşüyor. Zaten düşündüğünüz zaman burada da güzel bir kız görünce "göçmen mi acaba" diye düşünüyoruz ya, o göçmenlerin ana yurdu orası işte. Ayrıca kanımca dünyanın en güzel insan ırkını barındıran Bosna Hersek-Sırbistan-Makedonya gibi ülkelere fiziksel olarak bizden daha yakın olmaları gen havuzunu bir nebze daha güzelleştiriyor. Huylarını bilemeyeceğim ama, tabi günün birinde şöyle detaylı bir Yunan kızları raporu yazabilecek birikime sahip oluruz inşallah !
- Yunanistan'da kredi kartı olayı ciddi bir sorun. Bir çok yerde kredi kartı geçmiyor, ve bu benim gibi nakit taşmayı pek sevmeyen bir insan için büyük sıkıntı doğurdu. Hostele, yemek yediğim neredeyse her yere, atkı aldığım dükkana vb bir çok yere nakit ödemek zorunda kaldım. Üstelik döviz bürosu bulmak çin işkencesi, koskoca Selanik'te bir veya iki tane görebildim. Onlar da saat 4'te kapatınca son gün dımdızlak ortada kalıp, akşam yemeğini Paok stadında 1€'ya satılan leblebi-fındık ikilisiyle geçirmek zorunda kaldım.
- Yunanistan'a gitmeyi düşünen varsa mutlaka oradan kontörlü bir hat alsın kendine. Cosmote, Wind, Q yazan gördüğünüz herhangi bir dükkana girip derdinizi anlatın, pasaportunuzun yanınızda olması yetiyor. 3 gün boyunca Türkiye ve Yunanistan içi bir çok görüşmeyi hattı alırken verdiğim 3€'luk ücret dahilinde gerçekleştirebildim. Hatta son gün daha sınırı geçmeden milleti taciz etmek ve kontörlerimi bitirmek için Yunan hattıyla Türkiye'de ne kadar arkadaşım varsa abuk subuk mesajlar attım (cevap veren olmadı ne yazık ki) ama yine de bitmedi kontörlerim. Hayatımda harcadığım en bereketli 3€'ydu.
- İpsala sınır kapısından Yunanistan'ın en batı noktası olan Igoumenitsa'ya kadar Avrupa Birliği projeleri kapsamında muazzam bir otoyol inşaa etmişler, ismi Egnatia Odos. Bu güzergahı çok küçükken ailecek bir kez daha yapmıştık, o zamanki virajlı dağ yollarında helak olduğumuzu gayet net hatırlıyorum. Dağları delmişler, viyadükleri döşemişler, nefis bir yol yapmışlar. Igoumenitsa'nın önemi, İtalya'ya kalkan feribotların bulunduğu liman olması. Benim gibi uçağa binemeyen bünyeler için kendi arabasıyla sabah İstanbul'dan yola çıkıp akşam Igoumenitsa'da (yaklaşık 1000 km) ve dolaysıyla bir ertesi sabah Italya'da olmak mümkün. Yapılır mı, neden olmasın !
o diil de etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
o diil de etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Mart 2011 Salı
O diil de #4 - Yunanistan
5 Şubat 2011 Cumartesi
O diil de #3
- Newcastle United 4-4 Arsenal: ilk 26 dakika Arsenal dört tane, son 26 dakika Newcastle dört tane attı muhteşem ötesi bir maç oldu, Premier League'de ilk kez bir takım 4 gol geriden gelip maçı çevirdi. Son dakika 5 bile oluyordu, top direği yaladı bir pozisyonda. Diaby'nin gördüğü kart heralde bir futbolcunun görebileceği en aptalca kırmızı kart olabilir, resmen takımını yaktı.
- Bu 8 gollük maçın yanında Premier League en bereketli günlerinden birini yaşadı sanırım. Manchester maçına kadar 7 maçta atılan 38 gol vardı, o maçta da 3 tane atıldı. 8 maç, 41 gol. Alt biten maç yok! Dortmund-Schalke maçından bol bol goller beklerken o maçın 0-0 berabere bitmesi ve ertesi günü bir gol patlaması görmemiz ilginç oldu. Manchester United küme düşme hattının son sırasındaki Wolverhampton Wanderers'a kaybetti ve 30 maçlık namağlup serisinin sonuna geldi. Everton-Blackpool maçının özetini de tavsiye ederim.
- Beşiktaş-Karabük maçının son dakikalarında kalp spazmı geçiriyordum resmen, oynayan takımlardan birini tutmamama rağmen (içten içe Beşiktaş'ın kazanmamasını istiyordum tabi ki). Ne pozisonlar kaçtı öyle, aman yarabbi. Beşiktaş'ın buz gibi golünü yemişler yalnız, Simao da hakikaten muhteşem bir futbolcu.
- Fenerbahçe şu anda şampiyonluğun en büyük adayı gözümde. Trabzon'un bu baskıyı kaldırması çok zor, başka bir takım olsa belki olabilirdi ama Trabzon gibi tamamı tezcanlı insanlardan oluşan bir şehir kolay kolay bu durumdan sıyrılamaz diye düşünüyorum. Bursa 2'de 2 yaptı, ama hala geçen seneki Bursa'dan çok uzak benim gözümde. Miller transferi tuttu gibi, (bu cümleyi yazdığım anda Premier League tv'deki adam Kenny Miller'la ilgili bir şey söyledi, bu kadar olmaz) ama Fener'i Kadıköy'de yenmeleri çok güç. Bakalım, inşallah yanılırız tabi ki gönlümüz şampiyonun yine Anadolu'dan çıkmasından yana, rengi farketmez.
- Yarın yeni stadımız benim gözümde ilk sınavını verecek, çünkü çok sağlam tribünlü takımlardan Eskişehir geliyor. 2600 kişilik kontenjanın tamamı dolacaktır, ve olur da skor avantjını falan ele geçirirlerse serenat dinleriz gibime geliyor.

Mick McCarthy reis, günün adamı.
- Bu 8 gollük maçın yanında Premier League en bereketli günlerinden birini yaşadı sanırım. Manchester maçına kadar 7 maçta atılan 38 gol vardı, o maçta da 3 tane atıldı. 8 maç, 41 gol. Alt biten maç yok! Dortmund-Schalke maçından bol bol goller beklerken o maçın 0-0 berabere bitmesi ve ertesi günü bir gol patlaması görmemiz ilginç oldu. Manchester United küme düşme hattının son sırasındaki Wolverhampton Wanderers'a kaybetti ve 30 maçlık namağlup serisinin sonuna geldi. Everton-Blackpool maçının özetini de tavsiye ederim.
- Beşiktaş-Karabük maçının son dakikalarında kalp spazmı geçiriyordum resmen, oynayan takımlardan birini tutmamama rağmen (içten içe Beşiktaş'ın kazanmamasını istiyordum tabi ki). Ne pozisonlar kaçtı öyle, aman yarabbi. Beşiktaş'ın buz gibi golünü yemişler yalnız, Simao da hakikaten muhteşem bir futbolcu.
- Fenerbahçe şu anda şampiyonluğun en büyük adayı gözümde. Trabzon'un bu baskıyı kaldırması çok zor, başka bir takım olsa belki olabilirdi ama Trabzon gibi tamamı tezcanlı insanlardan oluşan bir şehir kolay kolay bu durumdan sıyrılamaz diye düşünüyorum. Bursa 2'de 2 yaptı, ama hala geçen seneki Bursa'dan çok uzak benim gözümde. Miller transferi tuttu gibi, (bu cümleyi yazdığım anda Premier League tv'deki adam Kenny Miller'la ilgili bir şey söyledi, bu kadar olmaz) ama Fener'i Kadıköy'de yenmeleri çok güç. Bakalım, inşallah yanılırız tabi ki gönlümüz şampiyonun yine Anadolu'dan çıkmasından yana, rengi farketmez.
- Yarın yeni stadımız benim gözümde ilk sınavını verecek, çünkü çok sağlam tribünlü takımlardan Eskişehir geliyor. 2600 kişilik kontenjanın tamamı dolacaktır, ve olur da skor avantjını falan ele geçirirlerse serenat dinleriz gibime geliyor.

Mick McCarthy reis, günün adamı.
1 Şubat 2011 Salı
o diil de #2
- Yabancı kulüpler sitelerinde devre arası yeni transferi duyururken, nedendir bilmem "...hemen etkisini göstereceğine..." (...show immediate effect...) tarzı cümleler kuruyorlar genelde. Daha evvel takibini yapmadım ama bu sözü en haklı çıkaran transfer herhalde Pazzini'dir. Etki göstermeyi geçtim, resmen takımı ipten aldı be. Takım 2 farkla gerideyken 2. yarının başında gir, 2 gol 1 penaltı ve sayısız güzel, faydalı hareket, hooop 3-2. Helal olsun be Pazzo.
- O diil de Julio Cesar daha fazla evsiz gibi görünemezmiş herhalde. Tamam anladık üşüdün de, b.kunu çıkarmasaydın keşke.

- Sunderland'e de helal olsun. Bent'i Aston Villa'ya bir güzel ittirdikten sonra gelen parayı akıllıca harcadılar. Sessegnon ve Muntari ile takımın orta sahası onlar gelmedenkinin en az iki katı daha kaliteli hale geldi. Sessegnon'un Gyan-Campbell ikilisine vereceği destek de Bent'in yokluğunu aratmaz bence. Steve Bruce da ara trasfer döneminde yapılan hamlelerden mutluyum demiş. E bir de olmayaydın.
- Beşiktaş gençlerine üzülmemek elde değil. Önce Ersan, şimdi Cenk tam form tutmuşken böylesi uzun süreli sakatlıklar can sıkıyor hangi takım adına olursa olsun. Dedik ya önce futbolseveriz. En çok Ersan'a üzüldüm. Zira -popülist ya da değil- Türk Millî Takımı'nı seçmekle ilgili güzel açıklamalar yaptığı, A Millilerin defans hattına iyi ve kaliteli bir alternatif olarak ortaya çıktığı ve de çok iyi form tuttuğu dönemde olmasaydı keşke, ama kısmet. İkisi de en kısa sürede iyileşirler inşallah.
- Beşiktaş'ın taraftarına da üzülmemek elde değil. 17'de 17 deyip, daha 2. dakikada tökezlemek fena oldu. Tam da hepsi kendilerini inandırmışlarken.
- Asıl Bursa çalıştı, çabaladı, didindi, inat etti, aldı Altidore'yi. Azimle s.çmak bu olsa gerek. Transferde daima tok satıcı olan Villareal betonunu deldiler. Satın alma opsiyonunun olup olmadığına dair bir bilgiye erişemedim ama inşallah öyledir. Asıl anlamadığım Avrupa'dan elendin, geçen sene ligi kazandıran forvet hattın duruyor, ona Miller'ı da ekledin, Altidore'yi nerene ne yapacaksın sevgili Ertuğrul. Vardır bir bildiğin de, o bildiğinin ne olduğunu merak ettim biraz.
- Bu Brezilyalılar da memlekete dönme işinin suyunu çıkardılar iyice. Eve Dönüş tarzı bir yasa falan çıkardılar da bizim haberimiz yok galiba. Yakında Kaka, Maicon, Julio Cesar falan da gidecek herhalde. En son Sp. Lisbon'daki Liedson, Roberto Carlos'lu, Ronaldo'lu Corintihans'a dönmüş. Bu arada Corintihans, Corinçaa diye okunuyormui onu öğrendim geçen.
İkidir böyle futbol endeksli oluyor ama transfer sezonunun son dakikaları olmasına verin artık. Yarından itibaren bu köşemizde başka konu ve konuklara da yer vereceğiz.
29 Ocak 2011 Cumartesi
o diil de #1
Bu da bloğumuzun içerik yapılanmasına uygun, genelde futbol ama aslında herşeye dair kısa notlardan oluşan serimiz. Bunu da ders çalışırken buldum. Evet.
selim döndüğünde bloğu bambaşka bulacaksın. İskender ye. Kestane şekeri getir.
- Gitti, gidiyor, gideyazdı, gitsin, gitmesin derken en nihayetinde Luis Suarez yaklaşık 26 milyon Euro bedelle Kop tribününü coşturmaya gidiyor. Babel de aynı saatlerde Hoffenheim uçağına bindi. selim'in de bahsettiği kadrodan çıkarıldığında takımı etkileyecek adam sayısı 1 artmış oldu. Katkı yapacağı kesin, ama önemli olan o katkının bu sezon bitmeden gelip gelmeyeceği. Benim içimde Torres'le süpersonik bir ikili olacaklarına, Kuyt'un ve Steven Başgan'ın da desteğini alıp King Kenny'yi mutlu edeceklerine dair bir his canlandı ama bakalım, kısmet. (bu yorum kısmetle biter mi lan)
- Ya bu Sevilla nasıl transfer yapıyor biri bana izah etsin. Rakitic'i 1,5 milyona, Medel'i de yaklaşık 5 milyona almak nedir yahu. Aziz Başkan uyuma. 6-7 milyona 2 yüksek potansiyelli oyuncu almak neyin nesidir, nasıl bir başarıdır. Biri bana izah etsin. Adamlar resmen FM oynuyor. Medel 23, Rakitic daha 22 yaşında be. Çüş; helal olsun (karışık duygular içersindeyim ey dost). Rakitic'i İspanyol defansları biraz hırpalar muhtemelen ama bu sayede hızını daha etkili kullanmayı öğrenip, güçlenir de herhalde. Bu transfer Rakitic için de çok hayırlı oldu bence.
- Neden dersen? Schalke sezon başında Rakitic'in gerçek mevkisine At. Madrid'den Jurado'yu almış, Raul'e 2. forvet pozisyonu verince de Rakitic mecburen kendi yarısına daha yakın oynamaya başlamıştı. Bu onun performansını ve takım içindeki memnuniyetini düşürmüş, gelişimine de sekte vurmuştu. Adam daha 22 yahu. O yüzden gitti iyi yaptı.
- Schalke yukarıda bahsettiğim dizilimden dolayı orta sahada bir zaafiyet gösteriyordu. Peki Magath ne yaptı? Şu an yer aldığı müsabakalarda istediği noktada olmayan, herhangi bir seviyedeki (yani en yükseğinden en düşüğüne) bir Avrupa takımının yapması gereken şeyi yaptı. Gidip Anthony Annan'ı aldı. Bir sonraki Dünya Kupası'nın en etkili takımlarından olacağına inandığım Gana'nın muhtemel kaptanına, yeni Appiah'ına, Alex Ferguson'un da ifade ettiği gibi Avrupa'nın en gelecek vaad eden ön liberosuna yatırımını yaptı. Helal olsun adama. Eski, yeni, genç, yaşlı, yerli, yabancı, adamın her hamlesi doğru nerdeyse. Dünyanın en underrated hocası kesinlikle Magath. (Şu underratedın Türkçesi ne olabiler bir deyin bakayım)
- Inter'in forvet hattı geçtiğimiz 10-15 yılda hep kalabalık ve çok kaliteli oyunculardan kurulu olmuştur. Bazı dönemlerde takımın geri kalanı ile hücum oyuncuları arasında kalite uçurumu oluştuğu bile söylenebilir. Ronaldo, Vieri, Zamarano, Recoba, Kral Hakan Şükür forvet grubu bence en iyisiydi. Ama sanırım artık bu kararımı gözden geçirmem grekebilir. Zira Pandev, Milito, Eto'o ekibine şimdi bir de Pazzini eküri oldu. 12 milyon Euro'ya ek olarak Inter altyapısından çıkan en kısır forvet Biabiany'de Cenova şehrine gidiyor. Bir başka genç, Caldirola'da sezon sonunda ona katılacak. Sampdoria'nın forvet hattının akıbetini de daha sonra yazacağım ama Inter'in hücum hattı artık öldürmez, süründürür. O kadar diyeyim. 7 numara da yakışmış Pazzini'ye.
- Mahamadou Diarra Monaco'ya, Lass 6 numaralı formaya, Mesut da 10 numaraya geçiş yapmış. 10 numara olmuş. Yakışır.
- Real'de 23'ü de artık Adebayor terletecek. Bu transferin iki farklı yoldan faydalı olabilieceğini düşünüyorum. Ya Adebayor arkasındaki kaliteli orta saha ve Ronaldo + Mesut/Kaka formasyonlarından biriyle inanılmaz bir uyum yakalayıp kendini bulacak, ya da Benzema gazlanıp O.Lyon günlerine dönecek. Sanki 1.si daha makul gibi ama tabii hiçbiri de olmayabilir. Olursa ekime kadar, olmazsa...
- Dünya basını Barcelona'ya genç bir sol bek kitleme peşinde son bir haftadır. Önce bizim Atilla Turan, şimdi de Yuto Nagatamo diye bir Japon. Haberin gerçekliği tartışılır ama yükselen Japon oyuncular ve Kagawa-san'ın ilk yarı şovu, Barcelona için bile Japon oyuncu söylentileri çıkartacak düzeye gelmiş. Ben bunu anladım. Evet.
- Ulan Busquets, ben seni istemedikçe inadına orada duruyorsun lan. Dünyanın en iyi orta sahasındaki kabızlık gösterisi 2015'e kadar devam. Ulan bir insan sırf altyapıdan geldiği, Katalan olduğu ve yanındakilere ayak uydurabildiği için bu kadar mı ödüllendirilir. Yanarım yanarım, Mascherano Reyiz ile Genç Semih'e yanarım.
- Harry Redknapp, Pienaar da gelince "bana müsaade" diyen Kranjcar'a "dur daha karpuz keseceğidik" demiş. Ulan bir pozisyona bu kadar mı kaliteli oyuncu doldurulur arkadaş. Modric, van der Vaart, Kranjcar ve Pienaar. Adam haklı beyler. Sal gitsin Harry. Ama "o bana lazım" demiş. Artık neresine monte edecekse. Takımın tabii.
- Son olarak yıllardır aşina olduğumz Hollanda doğumlu kardeşimiz Oğuzhan Özyakup'a kulübü Arsenal sözleşme uzatma talebinde bulunmuş. Helal olsun. Bu gurbetçi gençler içinde en akıllı olan ve bunu bariz bir şekilde belli eden kesinlikle Oğuzhan. Arsene Wenger'in iki eliyle yapıştığı, Hollanda'da oynadığı her yaş grubunun kaptanı olan ve bütün otoriteler tarafından gelecekte Portakalların sahadaki lideri olacağı söylenen Oğuzhan'a tekrar helal olsun. Dediğin gibi yap kardeşim, sakın Türk Milli takımını seçme. Seçme ki heba olmayasın. Biz elbet bir şekilde yolumuzu buluruz. Sen keyfine bak. Bize de uzaktan keyifle izleyip, inceden böbürlenmek kalsın senle aynı kanı taşıdığımız için. "Yeni Bergkamp'ın kanı benimkiyle aynı" desek de yeter.
Öperler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)