Normalde pek adetim değildir ama dün Hürriyet'in Kelebek ekine bakarken buldumu kendimi bir anda. Kim kim'e ne demiş Demet Akalın kime laf sokmuş falan filan derken güzel bir kız resmi dikkatimi çekti, kendisi İstanbul sosyetesinin güzide isimlerinden birisiyle nişanlanan Faber Castell ailesinin genç damat adayının kız kardeşiymiş. "Of be hatuna bak, hem güzel hem zengin" falan diye düşünürken haberin altındaki "15 yaşındaki ikizler Sarah ve Victoria ise güzellik ve şıklıklarıyla göz doldurdu" yazısını görmemle insanlığımdan utanmam bir oldu. 15 yahu, onbeş ! Doğum yılı 1996, bindokuzyüzdoksanaltı.
Ara sıra aklıma gelip beni düşünürse de, zamanın hakikaten ne kadar çabuk geçtiğini bana bu kadar iyi gösteren başka bir örnek olmamıştı. 1996 yahu, hani şu Souness'in bayrağı diktiği, Jumanji filminin geldiği, Zeki Müren'in öldüğü, Alpay'ın Vlaovic'i düşürmediği, İstanbul'un Habitat diye hala ne işe yaradığını çözemediğim bir dalgadan ötürü tüm kaldırımlarının sökülüp yeniden yapıldığı, Avrasya feribotunun kaçırıldığı hatta Susurluk kazasının olduğu seneden bahsediyorum.
O yıl doğan bebekler bugün neredeyse büyük büyük insanlar olmuşlar. Küçükken yaşlılar derdi de inanmazdık, ama vakit hakikaten çok çabuk geçiyor galiba. Gidişat öyle ki bundan bir beş-on sene sonra güzel bir kız göreceğiz, "kaç yaşındaymış" diye sorunca "2000'li abi" diyecekler. Arkama bakmadan kaçarım yeminle.
hatun kişi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hatun kişi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Mayıs 2011 Salı
9 Şubat 2011 Çarşamba
Penny Thomas
Omzum çıkmadan evvel Brazilian Jiu-Jitsu sporuyla ilgileniyordum, gerçekten muazzam bir dövüş sporudur yeri gelmişken belirteyim. BJJ'deki en iyi bayan sporculardan birisi Güney Afrikalı Penny Thomas. Dünyanın en güzel bir kaç kadını arasında yerini rahatlıkla alır diye düşünüyorum. Mail atmıştım bir kere, biz de İstanbul'da BJJ yapıyoruz, gelin bizi boğun kolumuzu bacağımızı kırın problem değil diye ama cevap vermemişti. Olsun, biz yine de seviyoruz kendisini. Bir entry yazalım da google'de falan kendini aratıp bulur, siz ne ayaksınız diye bize yazar belki.
2 Şubat 2011 Çarşamba
Sevgili kızlar #2
Sevgili kızlar yazısına zamanla ilaveler ekleyerek onu da dev bir yazı dizisi haline getirmeyi planlıyorum. Bilin ki artık karşınızda o eski tepkisiz, her türlü saçmalığa "peki tamam" diyen, koyun Türk erkeği yok. Bir nesil uyanıyor. Siz sevgili kızlara da nacizane tavsiyem, burada yazılıp çizilenlerden en azından bir kaçını kulağınıza küpe yapmanız, yarın öbürgün lazım olabilir.
Şimdi sevgili kızlar, gelelim şu "ben senin hayatında kaçıncı sıradayım" meselesine. Hayatımda bir iki istisnai örnek hariç karşısında en çok darlandığım soru budur zannedersem, ve bu konuda yalnız olduğumu düşünmüyorum. 16-17 yaşını geçmiş ortalama her Türk erkeği hayatında en az bir kez bu soruyla karşılaşmış olması, ve aynı şekilde darlanmış olması lazım. Öncelikle şunu net bir şekilde söyleyeyim, dünyada hiç bir erkek kendi kafasında böyle bir liste yapmaz. Yani zannediyor musunuz ki şöyle bir durum var, mesela erkek arkadaşınız kendi hayatındaki öğeleri kafasında sıralıyor "Abi annemleri bire koyayım, hatunu iki yapsam, iyi de okuldan çocuklara ayıp olur lan zaten iki aydır çıkıyoruz biraz daha çıkalım belki ikiye koyarız şimdilik üçte takılsın, okul vee Beşiktaş hmm şimdi Beşiktaşı dörde koysam ama ders çalışıcaz diye maçlara gidiyoruz samimi bir liste olmaz ki. Dur abi bir baştan başlayalım Beşiktaş bir..." diye?
Böyle bir olay yok malesef canlar. Standart bir erkeğin hayatında önemli olan ve önemli olmayan şeyler vardır. Siz zaten muhtemelen o önemli olanlar kümesi içindesinizdir, o yüzden daha da fazla zorlamayın bazı şeyleri. "İlla bir numara olmalıyım", "en önemli ben olmalıyım" diye bir şey yok, sinir bozucu olduğu kadar gülünç de oluyor. Önemlisiniz işte, bırakın liste hesaplarını da bunun keyfini çıkartmaya bakın. Hepsini geçtim, "ama aşkım ben hayatında kaçıncı sıradayım bilmek istiyorummmm" sorusuna "fakat pöti bör bisküvitim, tabi ki bir numarasın sorduğun şeye bak" cevabı gelince bu cevabın samimiyetine ciddi ciddi inanıyor musunuz? Yani bu soruya zaten "ya biz böyle bir liste yapmayız, önemlisin işte o yetsin sana" cevabı veren erkek bu cevabın sonrasında minimum bir saatlik saçmasapan bir tartışmayı gözden çıkartmış demektir, hiçkimse de bununla uğraşmak istemediği için ısmarlanan cevap copy paste olarak yapıştırılır. Yapmayın etmeyin gözünüzü seveyim, size de yazık bize de. Soru saçma, cevap belli, amaç ne?
Şimdi sevgili kızlar, gelelim şu "ben senin hayatında kaçıncı sıradayım" meselesine. Hayatımda bir iki istisnai örnek hariç karşısında en çok darlandığım soru budur zannedersem, ve bu konuda yalnız olduğumu düşünmüyorum. 16-17 yaşını geçmiş ortalama her Türk erkeği hayatında en az bir kez bu soruyla karşılaşmış olması, ve aynı şekilde darlanmış olması lazım. Öncelikle şunu net bir şekilde söyleyeyim, dünyada hiç bir erkek kendi kafasında böyle bir liste yapmaz. Yani zannediyor musunuz ki şöyle bir durum var, mesela erkek arkadaşınız kendi hayatındaki öğeleri kafasında sıralıyor "Abi annemleri bire koyayım, hatunu iki yapsam, iyi de okuldan çocuklara ayıp olur lan zaten iki aydır çıkıyoruz biraz daha çıkalım belki ikiye koyarız şimdilik üçte takılsın, okul vee Beşiktaş hmm şimdi Beşiktaşı dörde koysam ama ders çalışıcaz diye maçlara gidiyoruz samimi bir liste olmaz ki. Dur abi bir baştan başlayalım Beşiktaş bir..." diye?
Böyle bir olay yok malesef canlar. Standart bir erkeğin hayatında önemli olan ve önemli olmayan şeyler vardır. Siz zaten muhtemelen o önemli olanlar kümesi içindesinizdir, o yüzden daha da fazla zorlamayın bazı şeyleri. "İlla bir numara olmalıyım", "en önemli ben olmalıyım" diye bir şey yok, sinir bozucu olduğu kadar gülünç de oluyor. Önemlisiniz işte, bırakın liste hesaplarını da bunun keyfini çıkartmaya bakın. Hepsini geçtim, "ama aşkım ben hayatında kaçıncı sıradayım bilmek istiyorummmm" sorusuna "fakat pöti bör bisküvitim, tabi ki bir numarasın sorduğun şeye bak" cevabı gelince bu cevabın samimiyetine ciddi ciddi inanıyor musunuz? Yani bu soruya zaten "ya biz böyle bir liste yapmayız, önemlisin işte o yetsin sana" cevabı veren erkek bu cevabın sonrasında minimum bir saatlik saçmasapan bir tartışmayı gözden çıkartmış demektir, hiçkimse de bununla uğraşmak istemediği için ısmarlanan cevap copy paste olarak yapıştırılır. Yapmayın etmeyin gözünüzü seveyim, size de yazık bize de. Soru saçma, cevap belli, amaç ne?
10 Ocak 2011 Pazartesi
Sevgili kızlar
Kafama takılan iki tane mevzu var. Gerçi birsürü var da, şimdilik iki tanesini dile getireceğim.
1 - Mesela bir kızla konuşuyorsunuzdur, başka bir kız hakkında ağzına ne gelirse söylemeye başlar (isimler tamamen hayal ürünüdür). "Ya Ayşe zaten kaşarın önde gideni, onun Ece diye bir arkadaşı var ya çok yakınlar hani, başkalarına karşı birbirlerinin arkalarından neler neler konuşuyorlar bir bilsen. Ece de iğrenç bir kız, ikisi de midemi bulandırıyorlar resmen. Ece Mert'ten hoşlanıyordu gitti Mert'in sevgilisi varken çocuğu ayarttı, bunun üzerine....." diye giden bir konuşma cereyan ediyordur. Tam o esnada kapı açılır ve içeri Ayşe ile Ece girer. Normal olarak demin o kızlara ana avrat düz giden arkadaşımızdan mesafeli davranmasını hatta mümkünse kafasını bile çevirip bakmamasını beklersiniz, değil mi? Ama genellikle kızımız nasıl bir tepki verir ? "Ayşeeeee canımmmm benim nerden çıktınız yaa ?? Eceeee saçların süper olmuşş inanılmazz... Biz de tam sizden bahsediyordukk ya geçen resimlerinizi gördüm ne eğlenmişsiniz çok kıskandım ! Ama insan bir haber verir alacağınız olsun ! Ya hadi bir kahve içelim dünyada bırakmam noooolur" ?!?!?!? Ya demin bahsettiğin, eşiktekine beşiktekine saydırdığın kızlar bunlar değil miydi ? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu ? Bunu yapmayın sevgili arkadaşlar. Gerçekten çok sinir bozucu oluyor bu tip samimiyetsiz hareketler.
2 - Dakika başı facebook'tan ileti paylaşan hatta olayı abartıp telefonla falan bile paylaşanlar bana bir acaip gelmeye başladı son zamanlarda. Yani ne bileyim orası sanki "Acil A+ kan lazım, Ankara'da olanlar benimle irtibata geçsin" tipi yazılar için hazırlanmış bir kutu gibi geliyor bana. Hadi öyle olmasa bile önce "poff final dönemi :S", üç dakika sonra "gerçekten okumaktan bıktım artık", yedi dakika sonra "tatlı krizim tuttuuu", beş dakika sonra "diffff senden nefret ediorumm =((((" ve son olarak dört dakika sonra Serdar Ortaç şarkı sözleri paylaşan kızlar sözüm size. Başka bir kategori de gittiği her yeri istisnasız facebookta paylaşan modeller: @ikea, @bodrum, @göcek, @kütüphane, @ASY, @cadde, @bebek starbucks, at at at nereye kadar ? Bunu da yapmayın mümkünse. Yani sizi arayan zaten nerede olduğunuzu öğrenir, bu şekilde yapınca en azından bana acaip zorlama ve itici geliyor. Milletin ilgisini çekmek için bu tip tuhaf hareketler peşinde olmaya, bu kadar zorlamaya gerek yok sanki? Her ikisi de ilk madde gibi aynı şekilde gayet samimiyetsiz geliyor insanlara, haberiniz olsun, benden söylemesi.
Ha bunları yapanlarda kızlar çoğunlukta olsa bile bu model erkek arkadaşlarımız da yok değiller malesef. Kendilerini Allah'a havale ediyorum.
Bütün bunlar bana niye dert oldu onu da bilmiyorum, ama içimi döktüm rahatladım vallahi.
1 - Mesela bir kızla konuşuyorsunuzdur, başka bir kız hakkında ağzına ne gelirse söylemeye başlar (isimler tamamen hayal ürünüdür). "Ya Ayşe zaten kaşarın önde gideni, onun Ece diye bir arkadaşı var ya çok yakınlar hani, başkalarına karşı birbirlerinin arkalarından neler neler konuşuyorlar bir bilsen. Ece de iğrenç bir kız, ikisi de midemi bulandırıyorlar resmen. Ece Mert'ten hoşlanıyordu gitti Mert'in sevgilisi varken çocuğu ayarttı, bunun üzerine....." diye giden bir konuşma cereyan ediyordur. Tam o esnada kapı açılır ve içeri Ayşe ile Ece girer. Normal olarak demin o kızlara ana avrat düz giden arkadaşımızdan mesafeli davranmasını hatta mümkünse kafasını bile çevirip bakmamasını beklersiniz, değil mi? Ama genellikle kızımız nasıl bir tepki verir ? "Ayşeeeee canımmmm benim nerden çıktınız yaa ?? Eceeee saçların süper olmuşş inanılmazz... Biz de tam sizden bahsediyordukk ya geçen resimlerinizi gördüm ne eğlenmişsiniz çok kıskandım ! Ama insan bir haber verir alacağınız olsun ! Ya hadi bir kahve içelim dünyada bırakmam noooolur" ?!?!?!? Ya demin bahsettiğin, eşiktekine beşiktekine saydırdığın kızlar bunlar değil miydi ? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu ? Bunu yapmayın sevgili arkadaşlar. Gerçekten çok sinir bozucu oluyor bu tip samimiyetsiz hareketler.
2 - Dakika başı facebook'tan ileti paylaşan hatta olayı abartıp telefonla falan bile paylaşanlar bana bir acaip gelmeye başladı son zamanlarda. Yani ne bileyim orası sanki "Acil A+ kan lazım, Ankara'da olanlar benimle irtibata geçsin" tipi yazılar için hazırlanmış bir kutu gibi geliyor bana. Hadi öyle olmasa bile önce "poff final dönemi :S", üç dakika sonra "gerçekten okumaktan bıktım artık", yedi dakika sonra "tatlı krizim tuttuuu", beş dakika sonra "diffff senden nefret ediorumm =((((" ve son olarak dört dakika sonra Serdar Ortaç şarkı sözleri paylaşan kızlar sözüm size. Başka bir kategori de gittiği her yeri istisnasız facebookta paylaşan modeller: @ikea, @bodrum, @göcek, @kütüphane, @ASY, @cadde, @bebek starbucks, at at at nereye kadar ? Bunu da yapmayın mümkünse. Yani sizi arayan zaten nerede olduğunuzu öğrenir, bu şekilde yapınca en azından bana acaip zorlama ve itici geliyor. Milletin ilgisini çekmek için bu tip tuhaf hareketler peşinde olmaya, bu kadar zorlamaya gerek yok sanki? Her ikisi de ilk madde gibi aynı şekilde gayet samimiyetsiz geliyor insanlara, haberiniz olsun, benden söylemesi.
Ha bunları yapanlarda kızlar çoğunlukta olsa bile bu model erkek arkadaşlarımız da yok değiller malesef. Kendilerini Allah'a havale ediyorum.
Bütün bunlar bana niye dert oldu onu da bilmiyorum, ama içimi döktüm rahatladım vallahi.
4 Ocak 2011 Salı
Harbiden de öyle...
bazı kızlar çok güzel
Herhangi bir noktalama işareti, büyük harf, ne bileyim duygu veya vurgu bildiren herhangi bir şey... Hiçbiri yok duvarda. Sadece yazı...
En başta güldüm, baya güldüm hem de. Az daha ilerleyip biraz üzerine düşününce çok derin geldi yazı, çok sayıda farklı hissi barındırıyor içinde sanki. İsyan, öfke, kabullenme, hayranlık, arzu, aşk, apaçilik, sarkıntılık, sahiplenme, bulma, isteme, bulamama, fark etme, olaya uyanma, uyandığına sevinme, uyuduğuna üzülme, kızma, efkârlanma... ne bileyim çok farklı bir sürü duygu geldi aklıma, içimden geçiverdiler hepsi. Yazan ne düşündü, hangisini hissetti, hangi kafadaydı bilemiyorum. Belki hepsini, belki birkaçını, muhtemelen hiçbirini... ama bana hepsini bir solukta hissettirdiği için bu anonim kahramana teşekkürü borç biliyorum.
Resim gördüğüm duvarın değil ama aklımda kaldığınca buna benziyordu. Böyle muntazam ve itinalı yazılmıştı. Ne bileyim belki de farkındaydı yazan lafın güzelliğinin.
Ha bu arada farkettim ki gördüğüm yazı tek değilmiş. Daha nicesi varmış aynı yazının, sözlükte başlığı bile varmış. Ama olay o değil, yazanların neler hissettiğini de bilmek mümkün değil, neden yazdıklarını da... Asıl olay içerikte ve evet yazan bilmiyor olsa da lafın içi baya bir dolu bence...
Hepsi bir yana, harbiden de öyle... bazıları belki diğerlerinden daha güzel, bazıları daha az... ama gerçekten de bazı kızlar çok güzel... hele "o" kızlar...
3 Ocak 2011 Pazartesi
Just The Way You Are
Bekarlık sultanlık, o konuda bir sıkıntı yok ama bu şarkıyı dinleyince içim gerçekten bir acaip oluyor. Kendine süresiz kafa dinleme izni vermiş ve bu durumdan bir hayli memnun biri olsam da, zaman zaman gözlerinin içine bakıp içimden bu şarkıyı söyleyebileceğim bir kız istiyorum hayatımda. "O" kızı bulmuş, ve hayatlarından mutlu olanlara gelsin bu şarkı.
"And when you smile, the whole world stops and stares for a while
Cause girl you’re amazing, just the way you are..."
"And when you smile, the whole world stops and stares for a while
Cause girl you’re amazing, just the way you are..."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)