sevgili kızlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgili kızlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2011 Salı

Sevgili kızlar #3

Eveeet sevgili kızlar, tekrar karşınızdayım. Aslına bakarsanız bu yazıyı 14 Şubat günü yazacaktım fakat Aris yazısında da görmüş olduğunuz üzere o gün ufak bir rahatsızlık geçirdim, ayrıca yolculuk telaşı derken yazamadık, gitti.

Sevgili kızlar bugünkü konumuz "ama aşkitom bana hiç 'seni seviyorum' demiyosuuun" cümlesi. Şimdi öncelikle yiğidi öldürüyoruz ama hakkını veriyoruz, her kız (hatta her insan, kız erkek fark etmez) bu cümleyi (seni seviyorum) duymayı beklemekte haklıdır. Sevdiğin insandan bunu duymanın verdiği mutluluk ve bunu duyamamanın verdiği sıkıntı gayet doğal hadiseler buna tabi ki bir lafım yok. Fakat buradaki mesele, bu cümlenin eksikliğinden doğan sıkıntıyı karşı tarafa somut bir şekilde dile getirmek. Bu sıkıntı bir kere bile olsa dile getirildikten sonra hiç bir şeyin aynı olması mümkün değil malesef.

Niye mi? Çünkü artık işler doğal rutininden çıkıyor. Bir kere sevgilinize "ama aşkitomm bana hiç "seni seviyorum" demiyosssuunn" diyip suratınızı turşu yemiş gibi ekşittikten sonra, size günde 5 rekat "seni seviyorum" dese bile samimiyetine inanacak kadar saf mısınız gerçekten? Dediğim gibi her insan bu cümleyi duymayı istemekte haklıdır fakat bunu dile getirmek gerçekten büyük saçmalık.

Hepsi bir yana, size tam da duymayı beklediğiniz kadar (fazla söyleyince de anlamı kaçıyormuş çünkü) seni seviyorum diyen bir insan belki içkinize ilaç katıp sizle yeni bir "liseli" furyası çekmek için, veya laf olsun torba dolsun diye öyle söylüyor nereden bileceksiniz? Bunun yerine karşınızdaki insanın halinden tavrından sizi sevip sevmediğini anlamaya çalışmak bana çok daha mantıklı geliyor, zira insan ağzıyla çok kolay yalan söyleyebilir ama davranışlarıyla yalan söylemek çok daha büyük başarı ve yetenek ister. Size hiç "seni seviyorum" demiyor, ama haliyle tavrıyla bunu fazlasıyla hissettiriyorsa boşversin gitsin yahu, onu öyle kabullenin daha fazla zorlamayın işte. Ha yok onu da yapmıyorsa e ne işiniz var ki zaten, kuvvetle muhtemel hakikaten sevmiyordur sizi.

Özetle lütfen sevdiğiniz insana "bana niye hiç beni sevdiğini söylemiyorsun" demeyin sevgili kızlar. Size her "seni seviyorum" diyene de kanacak kadar saftirik olmayın bir zahmet.

Yazıyı aslen yazmayı düşündüğüm tarih olan 14 Şubat için şöyle bir de bitiriş düşünmüştüm, bugün yazınca pek manası kalmıyor ama yine de yazayım seneye 14 Şubat'a Allah kerim:

'Günün üstün başarı ödülü ise, sevgililer gününde erkek arkadaşına "Sevgilim, bence de sevgililer günü çok saçma bir şey hediye falan almayalım birbirimize ne gerek var" dedikten sonra bir hediye göremeyince "ama bir çiçek alabilirdin sanki" diyip surat asan sevgili kızlar üyesine geliyor. Evet onlar aramızda dolaşıyorlar, dikkatli olun beyler.'

2 Şubat 2011 Çarşamba

Sevgili kızlar #2

Sevgili kızlar yazısına zamanla ilaveler ekleyerek onu da dev bir yazı dizisi haline getirmeyi planlıyorum. Bilin ki artık karşınızda o eski tepkisiz, her türlü saçmalığa "peki tamam" diyen, koyun Türk erkeği yok. Bir nesil uyanıyor. Siz sevgili kızlara da nacizane tavsiyem, burada yazılıp çizilenlerden en azından bir kaçını kulağınıza küpe yapmanız, yarın öbürgün lazım olabilir.

Şimdi sevgili kızlar, gelelim şu "ben senin hayatında kaçıncı sıradayım" meselesine. Hayatımda bir iki istisnai örnek hariç karşısında en çok darlandığım soru budur zannedersem, ve bu konuda yalnız olduğumu düşünmüyorum. 16-17 yaşını geçmiş ortalama her Türk erkeği hayatında en az bir kez bu soruyla karşılaşmış olması, ve aynı şekilde darlanmış olması lazım. Öncelikle şunu net bir şekilde söyleyeyim, dünyada hiç bir erkek kendi kafasında böyle bir liste yapmaz. Yani zannediyor musunuz ki şöyle bir durum var, mesela erkek arkadaşınız kendi hayatındaki öğeleri kafasında sıralıyor "Abi annemleri bire koyayım, hatunu iki yapsam, iyi de okuldan çocuklara ayıp olur lan zaten iki aydır çıkıyoruz biraz daha çıkalım belki ikiye koyarız şimdilik üçte takılsın, okul vee Beşiktaş hmm şimdi Beşiktaşı dörde koysam ama ders çalışıcaz diye maçlara gidiyoruz samimi bir liste olmaz ki. Dur abi bir baştan başlayalım Beşiktaş bir..." diye?

Böyle bir olay yok malesef canlar. Standart bir erkeğin hayatında önemli olan ve önemli olmayan şeyler vardır. Siz zaten muhtemelen o önemli olanlar kümesi içindesinizdir, o yüzden daha da fazla zorlamayın bazı şeyleri. "İlla bir numara olmalıyım", "en önemli ben olmalıyım" diye bir şey yok, sinir bozucu olduğu kadar gülünç de oluyor. Önemlisiniz işte, bırakın liste hesaplarını da bunun keyfini çıkartmaya bakın. Hepsini geçtim, "ama aşkım ben hayatında kaçıncı sıradayım bilmek istiyorummmm" sorusuna "fakat pöti bör bisküvitim, tabi ki bir numarasın sorduğun şeye bak" cevabı gelince bu cevabın samimiyetine ciddi ciddi inanıyor musunuz? Yani bu soruya zaten "ya biz böyle bir liste yapmayız, önemlisin işte o yetsin sana" cevabı veren erkek bu cevabın sonrasında minimum bir saatlik saçmasapan bir tartışmayı gözden çıkartmış demektir, hiçkimse de bununla uğraşmak istemediği için ısmarlanan cevap copy paste olarak yapıştırılır. Yapmayın etmeyin gözünüzü seveyim, size de yazık bize de. Soru saçma, cevap belli, amaç ne?

10 Ocak 2011 Pazartesi

Sevgili kızlar

Kafama takılan iki tane mevzu var. Gerçi birsürü var da, şimdilik iki tanesini dile getireceğim.

1 - Mesela bir kızla konuşuyorsunuzdur, başka bir kız hakkında ağzına ne gelirse söylemeye başlar (isimler tamamen hayal ürünüdür). "Ya Ayşe zaten kaşarın önde gideni, onun Ece diye bir arkadaşı var ya çok yakınlar hani, başkalarına karşı birbirlerinin arkalarından neler neler konuşuyorlar bir bilsen. Ece de iğrenç bir kız, ikisi de midemi bulandırıyorlar resmen. Ece Mert'ten hoşlanıyordu gitti Mert'in sevgilisi varken çocuğu ayarttı, bunun üzerine....." diye giden bir konuşma cereyan ediyordur. Tam o esnada kapı açılır ve içeri Ayşe ile Ece girer. Normal olarak demin o kızlara ana avrat düz giden arkadaşımızdan mesafeli davranmasını hatta mümkünse kafasını bile çevirip bakmamasını beklersiniz, değil mi? Ama genellikle kızımız nasıl bir tepki verir ? "Ayşeeeee canımmmm benim nerden çıktınız yaa ?? Eceeee saçların süper olmuşş inanılmazz... Biz de tam sizden bahsediyordukk ya geçen resimlerinizi gördüm ne eğlenmişsiniz çok kıskandım ! Ama insan bir haber verir alacağınız olsun ! Ya hadi bir kahve içelim dünyada bırakmam noooolur" ?!?!?!? Ya demin bahsettiğin, eşiktekine beşiktekine saydırdığın kızlar bunlar değil miydi ? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu ? Bunu yapmayın sevgili arkadaşlar. Gerçekten çok sinir bozucu oluyor bu tip samimiyetsiz hareketler.

2 - Dakika başı facebook'tan ileti paylaşan hatta olayı abartıp telefonla falan bile paylaşanlar bana bir acaip gelmeye başladı son zamanlarda. Yani ne bileyim orası sanki "Acil A+ kan lazım, Ankara'da olanlar benimle irtibata geçsin" tipi yazılar için hazırlanmış bir kutu gibi geliyor bana. Hadi öyle olmasa bile önce "poff final dönemi :S", üç dakika sonra "gerçekten okumaktan bıktım artık", yedi dakika sonra "tatlı krizim tuttuuu", beş dakika sonra "diffff senden nefret ediorumm =((((" ve son olarak dört dakika sonra Serdar Ortaç şarkı sözleri paylaşan kızlar sözüm size. Başka bir kategori de gittiği her yeri istisnasız facebookta paylaşan modeller: @ikea, @bodrum, @göcek, @kütüphane, @ASY, @cadde, @bebek starbucks, at at at nereye kadar ? Bunu da yapmayın mümkünse. Yani sizi arayan zaten nerede olduğunuzu öğrenir, bu şekilde yapınca en azından bana acaip zorlama ve itici geliyor. Milletin ilgisini çekmek için bu tip tuhaf hareketler peşinde olmaya, bu kadar zorlamaya gerek yok sanki? Her ikisi de ilk madde gibi aynı şekilde gayet samimiyetsiz geliyor insanlara, haberiniz olsun, benden söylemesi.

Ha bunları yapanlarda kızlar çoğunlukta olsa bile bu model erkek arkadaşlarımız da yok değiller malesef. Kendilerini Allah'a havale ediyorum.

Bütün bunlar bana niye dert oldu onu da bilmiyorum, ama içimi döktüm rahatladım vallahi.